• Nombre de visites :
  • 4578
  • 9/7/2008
  • Date :

Kur'an ile Yaşamak

kur'an okuyan kız

      İnsanlık tarihinin en anlamlı hususlarından birisi de semavî bir kitap olan Kur'an-ı Kerim'in olağanüstü tesiri, kelimelerinin hayret verici ve şaşılacak güzelliği, son derece çekici üslûbu, içerdiği yüce manaları, yüksek seviyedeki bilgileri, güçlü delil sunumu, çok sağlam açıklamaları ve ruh verici irşadlarıdır. Uzlaşmasız Araplar arasında büyük bir değişim meydana getiren işte bu gaybî nüfuz ve manevî tesir evrensel anlamda hayatî bir İnkılâba dönüşüp oradan bütün dünyaya sirayet etmiş ve daha sonraki asırlarda da Kur'an-ı Kerim'in bu yapıcı etkisi varolmuş ve devam etmiştir.

      Kur'an ayetlerinin manevî tesiri, şiddetli nüfuzu ve derin gücünü göstererek muhtelif asırlar boyunca çoğu zaman bir ayetin bir müşriki bir muvahhide, bir mülhidi Allah'a ve ebediyet dünyasına inanan biri yapmaya kâfi gelmiştir. Yine çoğu zaman mukaddes Kur'an'ın sadece kısa bir cümlesini duymakla kötülük saçan korkusuz bir fasık öylesine etkilenmiştir ki geçmişteki zararlı işlerine pişmanlıkla bir anda son vererek Beytullah'ta itikafa girmiştir.

      Kur'an'ı Kerim'in kelime ve İfadelerinin, hatta bazen Kur'an'a yabancı olanların bile derk edeceği özel bir nuraniyeti vardır.

      Şehid Seyyid Kutub diyor ki :

      "Sun'ullah (ilâhî yapım) olma özelliği Kur'an'da apaçıktır. İşte bu özelliktir ki onu beşer sözü ve yapımı olmaktan ayırmıştır. Bu konu temel mana ve mefhumlarında aynıdır. Bu Öyle bir şey ki hatta Arapça'ya hiç aşina olmayanlar bile onu mucizevî bir şekilde hissederler."

      Sonra şöyle devam ediyor :

"Bir keresinde gemiye binmiş Atlantik'in ortasında New York'a doğru kendi istikametimizde yol alıyorduk. Cuma günü cuma namazını gemide ikame ettik. Geminin altı müslüman yolcusu muhtelif Arap memleketlerindendiler. Yöneticilerinden birçoğu da Nubelîdiydiler. Cuma namazının hutbesini okudum. Hutbe esnasında Kur'an'dan birkaç ayet okudum. Geminin değişik ırklardan oluşan diğer yolcuları da etrafımıza toplanmış bizleri seyrediyorlardı. Namaz bitince seyircilerden bir grup gelip bizim namaz kılmamıza karşı hissettikleri özel etki ve tepkiyi anlatıyorlardı. Bu insanların arasında Komünizmin ortaklık prensibinden dolayı Birleşik Devletler'e kaçan Yugoslavyalı bir kadın da vardı. Kadın göz yaşlarına hâkim olamayacak kadar ağlamaklı bir hâlde ve titrek bir sesle, zayıf bir İngilizce'yle şöyle dedi:

      "Namazınızda tam manasıyla aşikâr olan huşu ve tevazu haleti öylesine ruhumu canlandırdı ve hoşuma gitti ki o özel duygu ve heyecan karşısında kendime sahip olamıyorum, kendimi tutamıyorum. Bununla beraber ben bu konu İçin yanınıza gelmedim. Demek istediğim şey şu: Ben bir kelime olsun diliniz olan Arapça'yı bilmiyorum ama bu dilin ve beyanınızın başka hiçbir dilde görmediğim özel bir müziği ve ahengi olduğunu hissediyorum. Daha ilginci bütün sözlerinizin arasında daha şiddetli etki ve yankılanması olan seçkin ve özel birkaç cümle de vardı. O cümlelerin benim üzerimde özel bir nüfuz ve etkisi oldu." 

     Tabiî olarak o cümleler belirgin bir etkisi olan özel bir güç ve nüfuz sahibi olan Kur'an'ın ayetleriydi.

     Evet, sayısız pek çok kimsenin Kur'an-ı Kerim ışığında Müslüman oluşu ve ruha canlılık veren bu ayetler sayesinde birçok kimsenin değişmesi bu kitabın kelimelerinin son derece güzel oluşunu, ibarelerinin tutarlılığını, manalarının canlılığını, hakikatlerinin yüceliğini, maarifinin yüksekliğini anlatır. Burada Kur'an'ın olağanüstü bir kitap olduğu ufuk-u âlâ ve yüce âlemlerle bağlantılı olduğu sonucunu çıkarabiliriz. 

     Çünkü dünyada hiçbir söz, ister nazım olsun ister nesir, Kur'an gibi kalplere nüfuz etmemiş, milletlerin düşünce düzeyini etkilememiş, bir anda geri dönülmez bir şekilde bir ferdin veya toplumun yönünü değiştirmemiştir. Kur'an günahkârları İlâhî gazapla tehdit ve cezalandırılmasında öylesine maharet gösterir, kıyamet ve cehennemin durumunu öylesine tasvir eder ki insan âdeta titrer. Sanki azap yıldırımlarının kulakları yırtan sesini işitir, kırbaçların başına İndiğini görüyormuş gibi hisseder. İşte bu yüzden İslâm tarihi öyle insanları anlatır ki bu tür Kur'an ayetlerini duymakla "korkularının şiddetinden can vermişlerdir.

      Diğer taraftan da rahmeti müjdelerken, cennetin çok çeşitli ve ferahlatıcı nimetlerini hatırlatırken, ahiretin cismanî ve ruhî mükâfatlarını resmedip gösterirken, hoşlanılan konuları öylesine tasvir ediyor ki insan canlanıyor; okuyan ya da dinleyen kimse ayeti öylesine algılıyor ki sanki o anda o yüce nimetlerden faydalanıyor. Çoğu zaman o sonsuz rahmete güzel ve ferahlatıcı sahnelere ulaşmak için şevk ve istekten kendisinden geçip heyecanlanarak ölüme teslim olup şehadete koşuyor. İslâm tarihi böylesi insanları da anlatmaktadır.

     Allah'a olan inancı hatırlatma, yaratılışın başlangıcı (mebde) ve sonuna (mead) dikkati çekmede, sahte tanrıların güçsüzlüğü ve aczini ve putların da zavallılığını ortaya koyup göstermede öylesine maharet gösteriyor ki onlarla inananları bile sarsıyor.

     Ebediyet yurdu olan ahiretin varlığını ispatlamada öylesine sağlam ve güçlü deliller sunuyor ki, inkarcılara kaçacak delik bırakmayıp onları hakkaniyetini kabule zorluyor. Kabullenmeseler bile hayretler içinde utanarak susmak zorunda kalıyorlar.

     Günahkârlık ve asiliğin kötü etkileri, tehlikeli ve vahim sonuçları hakkında irşat, nasihat ve hatırlatmada bulunduğu zaman öylesine ince tabirler kullanıyor ki kalplere nüfuz ederek dinleyeni ve okuyanı değiştiriyor; hatta eğer dikkat etseler ve inat etmeseler, gayr-i müslimlerin bile elinde olmadan ağlamasına yol açıyor.

     Sözgelimi, Hristiyan bir adam Kur'an okuyan bir Müslümana rastlayınca durur ve ağlar. Ağlama sebebi sorulunca şöyle der: 

    "İlâhî kelâmı duyduğumda hissettiğim korku ve dehşetten dolayı ağladım."

    "Resule indirileni duydukları zaman, aşina oldukları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün.  Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz. Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?" (Maide 83-84)

     Veya Komünist bir ülkede yetişmiş o Yugoslavyalı kadın açıkça Kur'an'ın etki, nüfuz ve güzelliğini ikrar ediyor.

Bu olaylar Kur'an'ın etkisinin göstergesidir. Dinleyen Hristiyan olduğu hâlde Kur'an ayetlerini duyduğunda sahip olduğu saflık ve temizlik sayesinde Allah korkusundan ağlıyor hatta Müslüman oluyor.

     Kur'an-ı Kerim'in şaşırtıcı ve görülmemiş nüfuzuna bazı Kur'an ayetlerinde değinilmiştir. Meselâ ehl-i imanın kalplerindeki etkisi hakkında Enfal Suresi 2. ayette şöyle buyruluyor:

     "Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarım artıran ve yalnız Rab-lerine dayanıp güvenen kimselerdir."

Kur'an ayetlerinin öylesine bîr gücü vardır ki onu duymakla müminlerin kalpleri ürperir, İmanları artar ve ruhlarının yaratılış kaynağına irtibatı sağlamlaşır.

  

kur'an okumak

    Kur'an-ı Kerim kalpleri ölmemiş kimselerde içsel sarsıntılar meydana getirerek onları öylesine etkiler ki ehl-i iman Kur'an ayetlerini duymakla titreyip ürperir.

      Bu aksülamel ve tepkileri Kur'an-ı Kerim de hatırlatarak Zümer Suresi 23. ayette şöyle buyruluyor:

     "Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bakılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların bu kitabın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar..."

      Yine Haşr Suresi 21. ayette şöyle buyruluyor:

     "Eğer biz bu Kur'an-ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün..."

      Şeyh Abdülkerim Hairi şöyle naklediyorlardı:

      'Bir gün merhum Hacc Şeyh Cafer Şuşteri'nin konuşmasını dinliyordum ki aniden konuşma esnasında şöyle dedi: 

     'Ehl-i iman mısınız değil misiniz diye sizi sınamak istiyorum. Çünkü Allah, “Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanları artan... kimselerdir.” buyuruyor. Şimdi size ehl-i iman olup olmadığınızın belli olması için Kur'an'dan birkaç ayet okuyacağım.' 

      Bu cümleyi söyler söylemez müthiş bir şekilde korktum ve düşünceye daldım. Eğer okuduğu ayetler beni etkilemezse ne yaparım. Ayetleti dinlemek için kendimi toparlayıp hazırlanarak oturdum. O anda Kur'an-ı Kerim'den ayetler okumaya başladı ve elhamdülillah ayetlerin beni etkilediğini hissettim."

      Evet, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin nüfuz ve etkisi, bu kitabın insanların içine, gönlüne ve ruhuna el atması, düşünce ve fikirlerde hızlı ve çabuk olan tasarrufu hiçbir şekilde inkâr edilemez. Hatta bu uzak bir ihtimal bile sayılamaz. Bu hakikati dost da düşman da anlamıştır ve hâlâ da anlıyorlar. Kur'an'a çok az aşina olan herhangi bir kimse bile bunu tasdik eder. Bu yüzden her iki taraf da hareket ve faaliyete başlamışlardır. Tabi Kur'an'a karşı kin besleyen inatçılar ve düşmanlar, toplumu Kur'an'dan ayırmak için; buna karşılık Kur'an'a tâbi olanlarsa topluma Kur'an'ı tanıtmak için.

      Evet, bu büyük ve ilginç gerçeğe dikkat çeken çeşitli devirlerde yaşayan şuurlu Müslümanlar, halk yığınlarını Kur'an'a yönlendirmeye çalışmışlardır. Bu hedefe ulaşmak için de her doğru yola başvurmuşlardır.

      Evet, onlar milletlerde fikrî değişimi meydana getiren en güçlü amilin Kur'an olduğunu biliyorlardı. Bu yolda da her inceliği kullandılar. Dr. Gustave le Bon "İslam ve Arap Medeniyeti" kitabının 274. sayfasında bu incelikle ilgili şöyle diyor:

      "Tarihçiler Mısır-Arap tarihi yapıları arasında, Tulün oğlu Hatn-dueyh'in hicrî 271 yılında yani Fatımîler döneminde yapmış olduğu bir sarayı anlatırlar; tarihçilerin beyanlarına göre bu sarayın etrafındaki bahçelerin çiçeklerinin dizilişinden Kur'an ayetleri meydana gelirmiş."

      Değerli okuyucular, bizim bu çalışmamızda Kur'an'ın nüfuzundan ve ilâhî ayetlerin ebedî etkisi ve gücünden örnekler bulacaksınız. Biz bu çalışmada mukaddes Kur'an'ın etkilerine dair bazı pasajlar zikredeceğiz. Bu yönde, en önemlisi şu üçü olan bazı sonuçları dikkate aldık:

      1. İster istemez bu kitabı okuyanlar bazı Kur'an ayetlerinin tefsirle rine de aşina olacaklar. Çünkü her ne kadar bu kitapta asıl niye timiz tefsir değilse de siz okuyucuların herhangi bir ayetin hangi hakikat ve mesajı taşıyıp da o özel etkiyi meydana getirdiğini anlaması için her bahsin başlangıcında o ayeti kısa ve özet olarak

tefsir ettik.

      2. Kur'an ayetlerinin manevî nüfuzu ve derin gücüyle etkilenip değişen bir grup insanı, ayetlerin onları etkileme biçimini ve Kur'an ayetleri sayesinde bazı şahıslarda meydana gelen ibretli tesirleri de göreceğiz.

      Belki de bu kitabı okumakla ve bahis konusu ayetlerin belirgin etkilerini görmekle okuyucu da etkilenecek, ayetler özel etkilerinin aynısı ya da benzerini okuyucunun da düşünce ve ruhunda yapacak, sonuç olarak ümmet-i islamî'nin de gidişat ve ahlâkî durumunda bazı değişiklikler olacak ve biz kendimize gelip Allahu Tealâ'nın buyurduğu gibi dağa nazil olsa onu paramparça edecek ve sert taşı etkileyecek Kur'an'ın bizim kalbimizi neden etkilemediğini düşüneceğiz.

     Sakın kalbimiz kayalardan bile daha sert olmasın? Öyle değilse Kur'an neden dağlardan daha sert ve katı olmayan aksine, daha latif, zarif olan insanı etkilemesin? Nasraninin kalbini etkileyip onu değiştiren ve onun müslüman olmasına sebep olan Kur'an, müslüman olan bizlerin kalbini etkilemesin?

      Yoksa gerçekte biz İslâm şemsiyesi altında, Hristiyan ve Nasara'dan da daha mı sapkınız?

      Bir an kendimize bakalım; Peygamber-i Ekrem (s.a.v) ile vefalı ve arif ashabı, bazen bütün bir geceyi sadece bir ayeti okumakla geçirip sabahlıyor ve bazen de bir ayeti duymak ve Kur'an'dan bir kelime okumakla uzun süre ağlıyorlar veya muayyen bir ayetle karşılaştıkları zaman sabaha kadar gözlerine uyku girmiyordu. Bizse niçin bazen bir ayeti okusak veya duysak da dikkat etmiyor, durumumuzda en ufak bir değişiklik görmüyor ve hissetmiyor, kendimizde en zayıf bir titreşim ve tepki bile duymuyor ve görmüyoruz diye araştıralım.

      Yolumuz gerçekte tamamen peygamber ve gerçek ashabından ayrı da, gafil ve habersizce sakın kendimizi onların yolunda ve izinde sağlam ve sabit kadem sanıyor olmayalım?

       Yine kitaptan bazı bölümler okuyarak şu konuyu sorgulayalım istiyoruz:

     Nasıl falan azgın asi ve falan kötü amelli bozguncu bir ayetle karşılaşmakla veya Kur'an-ı Kerim'den kısa ama sarsıcı bir cümleyi duymakla aniden değişip kötülüğüne, fesadına tamamen son veriyordu da biz sürekli aynı örnekleri hatta daha sertini daha ezici ve daha ateşlisini okuyoruz, duyuyoruz ve aynı şekilde kötülüklerimize devam ediyoruz? Kendimizdeki saflık ve temizliği tamamen kaybetmiş olmayalım? 

      Evet, işte bu tür sorgulamaların her birinin İnsanın kendisini bulmasında, yönlenmesi ve hareketinde doğrudan ve önemli bir etkisi vardır.

      Burada dikkat edilmesi, söz konusu edilmesi ve araştırılması gereken konu şu; bazen bazı şahıslar Kur'an'ın etkisinde öylesine kalmışlar ki kendilerinden geçip bayılmışlardır. Hatta Cemal ve Celâl-i İlâhî'nin tesiri, ayetlerin, tasvir edilemez ve harikulade görkemi neticesinde öylesine vecde gelmişler ki ansızın can vermişlerdir. 

     Bu, Kur'an'ın nüfuzunun şiddet ve kuvvetini anlatır. Ayrıca şahsın ruhen hazırlıklı oluşunu, esenliğini ve kabul edebilirliğini, düşünce ve ruhunun ilâhî ayetlerle uyumlu oluşunu gösterir…

      İslâmî irfanın en asil, en köklü, fevkalade yüce manalarından biri olan “Münacat-ı Şabaniyye”de şöyle okuyorsunuz:

     "Allahım! Seni sürekli anma istek ve aşkını bana ilham eyle, kalbime yerleştir.

Allahım! Beni çağırdığında sana icabet eden, teveccüh ettiğinde celâl ve azametin için kendinden geçen kimselerden kıl."

     Kumeyl duasında da şöyle okuyorsunuz:

    "...Dilimi zikrine alıştır ve kalbimi kendi muhabbetine tutsak kıl..."

      Hz. Ebud-derda, (r.a) Hz. Ali'nin münacatı ve yanık yakarmaları hakkında rivayeti naklederken sonunda şöyle diyor:

      "İmam ağlarken daldı, öyle ki bir an hareketsiz kaldı. Kendi kendime çok uyanık kalmaktan uyku galebe çaldı dedim. Sonra sabah namazı için uyandırayım dedim. Yaklaştım bir de baktım ki ağaç gibi yere düşmüş. Hareket ettirdim ama hareket etmedi. Kaldırmak istedim, kalkmadı. 'İnna Iillâh ve İnna ileyhi raciun, vallahi Ali bin Ebi Talih öldü.' dedim. Sonra, vefat haberini vermek için aceleyle evine gittim. 

      Fatıma “Olay neydi?” buyurdu; durumu anlatmamdan sonra da, 'Vallahi Ebud-derda bu, Allah korkusuyla onu tutan bir bayılmadır.' dedi."

      Ebud-derda diyor ki; “Sonra su getirdiler yüzüne serptiler ayıldı...”

     Açıktır ki bu konular çalışmamızın adından da anlaşılacağı gibi Kur'an’ın tesirinin sınırsız örneklerinden sadece bir kısmıdır. Siz tefsir, tarih, rical, hadis, ahlâk ve irfan kitaplarında Kur'an'ın hayret verici nüfuzundan sayısız örnekler bulabilirsiniz.

 

      Ali Kerimî CEHRUMİ

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)