• Nombre de visites :
  • 1106
  • 8/12/2012
  • Date :

Velayet-i Fakih’in Delilleri(Birinci Bölüm)

velayet-i fakih’in delilleri(birinci bölüm)

Velayet-i fakih konusunu bir çok şekilde ispat etmek mümkündür.[1] Biz burada sadece en açık ve sade metoduna işaret etmeye çalışacağız.

Elbette bu konuyu ele almadan önce icmanın sürekli bir delil olarak dikkate alındığına teveccüh etmek gerekir. Biz geçmiş konularda Şia  alimlerinin velayet-i fakih konusundaki menkul ve muhassel icmasını hatırlattık. İcma edenlerin kendilerine ulaşıp bizlere ulaşmayan istinad ettikleri şey muteber bir delil olduğu taktirde, o icma da muteberdir. Bu meselede icma edenlerin delili, bizlere ulaşan şeyden başka bir şey değildir. Bu yüzden onların görüş birliği her ne kadar delillerin delaletine iyi bir şahit ve teyit olsa da, ne yazık ki bizzat, kendisi bağımsız bir delil sayılmamaktadır.

Biz velayet-i fakih meselesinde akli ve nakli delil ile yetiniyoruz.

Akli delil

Geçen konular arasında işaret ettiğimiz gibi hiç şüphesiz her toplum bir yönetici ve öndere muhtaçtır. Öte yandan hükümetle ilgili meseleler din sahasının dışında kalan meseleler değildir. Hatta dinin evrensel unsurları bu alanda kamil bir sistem olarak son dinde takdim edilmiş ve akıl da bu konuda dinin müdahalesine engel teşkil etmemiş ve hatta önceden söylediklerimiz esasınca hikmet gereği onun zarureti hususunda ısrar göstermiştir. Eğer hükümete din açısından bakacak ve hükümetin asıl görevinin ilahi değerleri korumak, İslami ülkülere sahip çıkmak ve şer’i hükümleri uygulamak diye kabul edecek olursak, akıl da böyle bir hükümetin başında ilahi hükümleri ve dini görevleri en iyi bilen ve insanları idare edebilen bir kimsenin olması gerektiğine hükmeder. Eğer masum halk arasında olursa akıl onu  bu makama layık görmektedir. Ama şu anda masum aramızda olmadığı için adil olan fakihleri, toplumu idare etmek için bu makama layık görmektedir.

Başka bir ifade ile akıl itikadi ve ideal bir hükümetin başında bu ideallerden haberdar olan ve ilahi hüküm ve kanunların bir bütünü olan İslam şeriatında ise bu sıfatlara sahip olan kimseler şüphesiz ki fakihlerdir.

Nakli Delil

Velayet-i fakihi ispat etmek için bir çok rivayetlere  istinat dilmiştir onlardan bazıları şunlardır:

1-Merhum Saduk Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) naklettiği üzere Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Allahım! Halifelerime merhamet et.”‌ Kendisine, “Halifelerin kimlerdir?”‌ diye sorulunca Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Benden sonra gelen hadis ve sünnetimi nakleden kimselerdir.”‌

Her rivayette iki konu zaruret arz etmektedir:

İtibarının elde edilmesi için senetle ilgili konu.

Konuya delalet tarzının değerlendirilmesini yapmak için delalet konusu.

Mezkur rivayet muteber senetlerle ve çeşitli kitaplarda nakledildiği için[2] bu rivayete itminan etmekteyiz ve itibarı hususunda hiç bir şekke yer yoktur.

Bu rivayetin velayet-i fakih meselesine delalet niteliğini açıklamak için şu iki nükteye teveccüh etmek gerekir.

a- Peygamber (s.a.a) başlıca şu üç makama sahipti:

Risalet: İlahi ayetleri tebliği etmek, şeri hükümleri iletmek ve insanlara kılavuzluk etmek makamı.

Yargı: İhtilaf olan hususlarda hakemlik etmek ve düşmanlıkları gidermek makamı.

Velayet: İslam toplumun yöneticiliği ve tedbiri makamı.

b- Peygamberden (s.a.a) sonra gelip hadis ve sünnetini nakleden kimselerden maksat fakihlerdir; raviler ve muhaddisler değil. Zira sadece hadis nakleden bir ravi naklettiği şeyin Peygamber’in (s.a.a) sünneti olduğunu teşhis edemez. O sadece duyduğu sözleri veya gördüğü ameli nakleder. Bu sözlerin veya amellerin ortaya çıkış sebebini bilemez bununla çelişen veya onu kayıt altına alan hususları bilemez. Zahirde birbiriyle çelişen böyle rivayetleri bir araya getirip uzlaştıramaz. Bunlardan haberdar olan kimse içtihat ve fetva makamına ulaşmış ve fekahatin yüce derecesine nail olmuş birisidir.


[1] Yazar bu konunun araştırma ve detay yollarını “el Hükm’ül İslam-i fi Asr’ıl Gaybet”‌ kitabında yer vermiştir.

[2] Bak. Seduk “Men la Yehzuruh’ul Fakih”‌, c. 4, s. 420 (bab’un Nevadir, 5919. Hadis) Saduk, Kitab’ul Emali, s. 109 (34. Oturum, 4. Hadis); Saduk, Uyun-u Ahbari’r Rıza, 7, c. 2, s. 37 (94. Hadis); Saduk, Meani’l Ahbar, c. 2, s. 374 (423. Bölüm); el-Hurru’l Amili, Vesail’uş Şia, c. 18, s. 65 ve 66, (Kitab’ul Kaza, ebvab-u sifat-i kazi, 8. Bölüm, 50 ve 53. Hadisler) Merhum Nuri, Mustedrek’ul Vesail, (Kitab’ul Kaza, Ebvab-u sifat’il kazi, 8. Bölüm, 10, 11, 48, 52. Hadisler) Meclisi, Bihar’ul Envar, c. 20, s. 25 (Kitab’ul İlm, 8. Bölüm, 83. Hadis) Hindi, Kenz’ul Ummal, c. 10, s. 229 (Kitab’ul İlm min kısm’ıl Ekval, 3. Bölüm, 29292. Hadis)

İslamî İnançlarda Velayet-i Fakihin Yeri

Masumların Velayeti, Velayet-i Fakih-1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)