• Nombre de visites :
  • 2007
  • 3/2/2009
  • Date :

İmam Seccad (a.s.)'in İlmî Ve Ahlâki Şahsiyeti

imam seccad (a.s.)

              İmam Seccad (a.s.)'in yaşadığı dönem, dinî değerlerin Emeviler tarafından tahrif edilmeğe, saptırılmağa çalışıldığı bir dönem idi. Benî Ümeyye'nin İslamın toplumsal hukuk ilkeleri karşısındaki küstahlığı öyle bir yere varmıştı ki, İslamın ilk ve önemli merkezlerinden birinin halkı -peygamberin ilahi risaletinin. kendisinde büyüyüp gelişen ve filizlenen ve de halkı, kendi payınca Rasulullah (s.a.a.)'ı mertçe savunup koruyan ve onu küfr ve isyanın güçlü ve kudretli tağutuna galebe etti­ren bir şehrin halkı- şimdi Yezid'in köleleri olarak onun savaş komutanlarından olan Müslim b. Ukbe'ye biat etmeliydiler İslamın ahkamı İbn-i Ziyad. Haccac ve Abdül Melik b. Mervan gibi kimselerin elinde oyuncak olmuş idi. Abdül Melik'in makamını Rasulullah (s.a.a.)'ın makamından daha üs­tün, daha yüce bilen- Haccac gibi kimseler, İslamın kesin, belirli toplumsal hukuk ilkelerinin aksine müslümanlardan cizye alıp en az bir şüphe ettiklerinde halkı, cellatlara teslim ediyorlardı.

      Hükümetin durumu böyle olunca halkın dinî eğitiminin ne derece bir iniş. çıkış yaptığı, cahiliyet değerlerinin izzetli bir ölümden sonra yeniden canlanıp İslamın yeni yeni ayakta duran kültürünü yok etmek ve kendi sultası altına almak doğrultusunda nasıl boy gösterdiği malumdur.

       İmam Seccad (a.s.) böyle acı toplumsal koşullar altında halk ile Allah arasında bağlantı kurmak zeminindeki en önemli faaliyetini dua ile başlattı, İmam bu faaliyetiyle halkın şahsiyet boşluğunu doldurup Âl-i Ümeyye sultanlarının halkın haysiyet ve şahsiyetlerine indirdikleri derin yaralan iyileştirdi ve halkın manevi boyutta faaliyet etmesi için önlerine bir yol açtı. Halk da bunun sayesinde, diri kalabilmek için güçlü bir gaye bulup genelde halkın toplumsal baskı ve sıkı yönetim neticesinde duçar oldukları öldürücü ümitsizlik ve pasifliği çıkarıp atabildi ve yaşantıdaki hareketlenme ve taharrukün asıl nedeni olan o heyecan ve canlılığı yeniden ele geçirebildiler. Böylece halk o hazretin yüce ruhsal karakterlerinin tesirinde kalıp onun yol ve yordamına aşık oldular, ilim ve bilgi isteklilerinin çoğu onun hadisini rivayet edenlerin safına katıldı ve onun Rasulullah (s.a.a.)'ın ve Emir-ül Müminin (a.s.) in ilimlerinden kaynaklanan zülal ilim pınarından faydalandılar.

       Bilgin tarih yazarlarından biri olan Muhammed b  Sa'd imamı şöyle vasfediyor:

      'Ali b. Hüseyn (a.s) muvassak. emin ve yüce bir sahsiyete ve pek büyük toplumsal bir mevkiye sahip takvalı biriydi. Rasulullah'tan (s.a.a.) ve babalarından fazla bir miktarda hadis nakletmiştir."[1]

     Şafii haber-i. vahidin hücciyeti hakkında yazmış olduğu bir yazıda şöyle diyor:

     'Medine halkının en fakihi olan Ali b. Hüseyn (as.) haberi vahide istinat ediyordu '[2]

      İbn-i Şahab-ı Zühri. Emevilere bağlı olmasına ve hatta Emeviler ile Şiiler arasında olan kinin derin bir ayrılık doğurmasına rağmen İmam Seccad (a.s.)'ın zamanındaki alimlerden biri olup var hırsı ile o hazretin huzurundan yararlanıyor ve ihtiramlı sözlerle o hazret! methediyordu. İmam. Zühri'ye yazdığı bir mektupta safını belirlemesine, durumunu -Emevi hükümetinin elinde bir alet olarak kullanıldığını- yeniden gözden geçirmesine dair nasihat etti[3] ve hatta bir defa Emir-ül Müminin Ali b. Ebi Talib (a.s.)'in makamına ihanet etmiş olduğundan dolayı İmam tarafından kınandı, zemmedildi[4]. Aynı zamanda İmam Seccad (a.s.)'ın ilimlerini rivayet ediyordu; öyle ki, muhtelif kitaplarda onun, İmam Seccad (a.s.)'dan naklettiği rivayetlerin çokluğu göze çarpmaktadır[5]. İmam Seccad in (a.s.) ibadet ve ihlasına âşık olmuştu, öyle ki nakledilmiştir ki:

       "Zühri Ali b. Hüseyn (a.s.)'i hatırladığı her an ağlıyor ve şöyle diyordu: İbadet edenlerin ziynetidir o.'[6]Aynı şekil Zühri'nin kendisinden nakledilmiştir: "Bu hanedanda (Rasulullah'ın hanedanında) Ali b- Hüseyn (a.s.) gibi üstün birini görmedim."[7]

     "Ali b   Hüseyn (a.s.)'e herkesten daha çok minnettarım. "[8]

     "Ali b. Hüseyn (a.s.)'den daha fakih birini görmedim."[9]                

Yahya b Said de şöyle diyor:

       'Medine'de gördüğüm Haşimilerin en üstünü Ali b. Hüseyn'dir.'[10]

        Diğer hadisciler arasından da Ebu Hazim şöyle diyordu:

       "Ali b. Hüseyn (a.s.)'den daha üstün ve daha fakih birini görmedim."[11]

        İmam Seccad'ın ehl-i sünnetin yanındaki şahsiyetinin üstünlük ve yüceliği hakkında İbn-i. Ebi Şaybe'nin bu sözü yeterlidir: En iyi senet" Zühri Ali b. Hüseyn'den, babasından, Ali'den böyle başlayan hadistir[12] ama Zühri'nin hakkında ih­tilaf var.                                                          

         Cahiz'in şöyle dediği nakledilmiş:

       "Ali b. Hüseyn'in (as.)'in şahsiyeti hakkında şii. mü'tezili, harici, amme ve hassa hepsi aynı şekil düşünüyor ve onun başkalarından daha üstün ve daha yüce olduğunda hiç biri şüphe etmiyorlar[13].

    Sonraları da değineceğimiz gibi. İmamın halkın içinde geniş çapta meşhur ve mahbub olmasının en önemli nedenlerinden biri. o hazretin dua kalıbındaki kalpleri aydınlatan, manevi boyutlarda hareketlenme ye kendilerini islah etme heyecan ve canlılığını kendilerine döndüren güzel cümleleridir.

       Meşhur hadiscilerden biri olan Saîd b. Musayyib İmam Seccad (a s )'ın hakkında şöyle diyor:

       Ali b Hüseyn (a.s )'den daha takvalısını görmedim.[14]

       İmam kendi hayatında   "Aliyyül Hayr. Aliyyül Ağer ve Aliyyül Abid gibi lakablarla meşhur olmuştu[15].

         Malik b. Anes de şöyle diyor:

        "Rasulullah (s.a.a.)'.n Ehl-i Beytinde Ali b. Hüseyn gibi biri yoktur."[16]

         İbn-i Ebil Hadid de imamın vasfında şöyle diyor:

      "Ali b. Hüseyn (a.s.) ibadetin son derecesine, doruğuna ulaşmış idi."[17]

       Hazreti Hakk tealanın azameti huzurunda öyle huzu ve huşu etmiş, alnını toprağa bırakıp secde etmişti ki; secde yeri mübarek alnında iz bırakmıştı ve bu nedenle kendisine 'toprağa serilmiş bir şekilde olan" diyorlardı[18].

       İbn-i Habban onun hakkında şöyle yazmış:

       'İmam Seccad Benî Haşim'in en üstün ve yüce şahıslarından ve Medine'deki fakihlerden ve âbidlerden biriydi... Ali b. Hüseyn (a.s.)'in bu zamandaki âbidlerin en üstünü, en âbidi olduğu söyleniyor."[19]

        Ebu Zühre şöyle yazıyor:

       Zeyn-ül Abidin diye tanınan Ali b. Hüseyn (a.s.) necabet ve ilim açısından Medine ehlinin önder ve imamı idi."[20]

       Allah'a kulluk ve ibadet etmesi herkesin diline destan olmuştu ve bu hususda şöyle nakletmişler.

       Abdest almak istediğinde yüzünün rengi değişiyordu, bunun nedenini sorduklarında ise imam şöyle Duyuruyordu:

      Kimin karşısında durmak istediğimi biliyor musunuz? [21]

      Malik şöyle diyor: Ali b. Hüseyn (a.s.) ihram bağlayıp lebbeyk  deyince bayılarak kendinden geçip deveden yeredüştü  Malik şöyle söylüyor: İmam ölünceye kadar gece-gündüz bin rek'at namaz kılıyormuş ve böyle ibadet edişinden dolayı Zeyn-ül Abidin diye adlandırılmış olduğunu bana haber verdiler[22].

      O hazretin cariyesinden, imamı kısa olarak tarif etmesini istediklerinde söyle dedi:

 "Ben gündüzleri asla kendisine yemek götürmedim ve geceleri de yatağını hazırlamadım."[23]

       Bir gün namaza kalkmışken bir yılan kendisine doğru ilerledi, imam yılana hiç aldırmadan namazına devam etti ve nitekim yılan hazretin ayaklarının arasından geçip gitti, buna rağmen o hazret asla yerinden kıpırdamadı[24]. İmam sadece ibadet etmekte değil, hatta bir lahzası cinlerin ve insanların yetmiş yıllık ibadetinden daha üstün olan düşünmek, tefekkür etmek hususunda da örnek ve sembol idi.

        Zimahşeri şöyle nakletmiş: Ali b. Hüseyn (a.s.) abdest almak kastıyla elini suya değdirince aniden:

        "Gökyüzüne, ay ve yıldızlara bakıp onların yaratılışı hakkında tefekkür etmeye daldı ve nitekim sabah oldu ama henüz imamın eli su kabındaydı."[25]

        Sadaka vermek ve mahrumlara, yoksunlara yardım etmek hususunda da darbı mesel olmuştu Şehid edildikten sonra yüz ailenin imamın infak ve sadakalarıyla yaşadıkları belli oldu. İmam gusledilirken fakirler için taşıdığı yemek yükünün izi o hazretin sırtında belliydi[26].

       Halk da o hazreti çok seviyor, ilgi gösteriyorlardı. Bu hususda şöyle nakledilmiş: Medine'nin Kur'an kârileri, o hazret olmaksızın hacc merasimini yerine getirmek için o hazret de bu niyetle Medine'yi terkedinceye kadar Mekke'ye doğru ilerlemiyorlardı, hareket ettiği zaman bin atlı onun peşice yola düşüyorlardı [27]. Yolculuklarda kendisinin kim olduğunu yanındakilerden gizliyor ve şöyle Duyuruyordu:

      "Rasulullah (s.a.a.)'ın hakkında reva olmayan şeyden başka bir şeyi Rasulullah (s.a.a.)'ın adına istemekten hoşlanmam."[28] Cüveyriyet b. Esma şöyle diyor:

      Ali b. Hüseyn (a.s.) Rasulullah (s.a.a.) ile dan yakınlığından yararlanıp bir dirhem bile yemedi.[29]

      Bunlar, İmam Seccad (a s.)'ın sonsuz faziletlerinin bir kısmıdır sadece.    

----------------------------------------------------------------------------

1)   Serh-u Nehc-ul Belağa (İbn-i Ebil Hadid). c: 15. s: 274

2)   Ibn-i Sa d. c: 5 s: 222

3)   Tuhaf-ül ufcül s 200

4)   Ibn-i Ebil Hadıd c. 4 s: 102

5)    Örnek olarak bakınız: İbn-i Sa'd. c: 8  s   172/Hilyet-ül Evliya (Ebu Naîm). c: 3. s: 141/Keşf-ul Ğumme. c: 2 s: 86.

6)   Hilyet-ül Evliya (Ebu Naîm). c: 3 s: 135

7)      el-Fusul-ul   Muhimme   (Ibn-i   Sabbağ  Makili).  s.   203 Kesf-ul Ğumme. c. 2. s: 86/lkd-ul Ferid llbn-u Abd-i Rabbih) c: 3. s: 97/el-Cerhu vet-Ta'dil (Fahr-ı Razi). c. 6. s: 279

8)   Ibn-i Şad,, c. 5. s: 214 Taberi Zühri'nin bu sözü demesinin ne­deni hakkında bir dikkat çeken bir hadis nakietmistır  el-Muntahab min Zeyl-ul Muzil. s 630

9)   Siyer-u Alam-un Nubela. c: 4. s: 389/Tarih-i Dımaşk (Ibn-i Asa-kir). 12/19 "Seyyid-ul ehl. Zeynül Abidin babı. s: 43.

10)    el-Cem-u vet-Tadıl (Fahr-i Razi). c: 6. S  278/et-Tarih-ul Kebir (Buharı), c: 6. s: 266-268

11) Tezkiret-ul Havas (Sibt b. Cüzi) s: 186. Keşl-ül Ğumme. c 2 s: 80. Tarıh-us Sıgat (el-Aceli). s 345. Bu cümleye benzer bir cümle Zühri -den nakietmistır. Esma-us Sıgat ılbn-i Sahi), s: 206.

12) Zahebi. Sıyeru A lamun Nubela. c: 4. s: 391/Tehzib-ut -Tehzib c: 7. s. 305

13)   Ümdet-ul Metalib dbn-i Anbet). s: 193.

14)   Hılyet-ul Evliya (Ebu Naîm). c: 3. s: 141/Tahzib-ut Tahzib (Ibn-i Hacr) c: 7. s 305/Siyer-u Alam-un Nubela (Zahebi). c: 4. s: 391 Dipnotun­da "Tarih-ı Dımaşk'tan naklen. 2-19.

15)  Ibn-i Ebil Hadıd. c: 15. s: 273.

16)   Tahzıb-ut Tahzib. c: 7. s 305.

17)   |bn-i Ebil Hadid. c: 1. s: 27

18)   Mucem-ül Udeba. c: 11 s 103. Bakınız

19)   es-Sıgat (Ibn-i Habban). c 5. s  160

20)   el-hnam-us Sadık (a.s.l s: 22.

21)   Satvet-us Safve (Ibn-ul Cûzt). c: 2. s 55/Nur-ul Absar (Sablenci) s   127/lbn-i Şad  c: S. s  216/el-tthaf (eş-Şebravî). s: 136el-Fusul-ul Mu-nimme (İbn-i Sabbağ)  s.201/lbn-u Abd-t Rabbih. c: 3. s: 4.

22)   (Zahebıl siyerü Alarn-ün Nübela. c. 4. s: 392-Ibn-i Asakır  12'20 (Siyerin dipnotundan naklen)

23)   Eımmetuna (Munammed Ali Duhayyil). c: 1. s: 265 Menakıb. c: 2. s: 255den rakten

24)   Ibn-ı Ebil Hadid. c: 10. s: 159

25)   Rabi ul-Ebcar. c: ı  s  128.

26)   Rabi ul-Ebrar. c: 3 s 160463.

27)   İhtiyw-u Ma'rifet-ür Rical (et-Tusi). s- 1 '*. Meşhet basımı

28)  Rabi ul-Ebrar (Zmahseri). c: 3. s: 69.

29) Siyer-ü Alam-u Nübtla (Zahebi). c: 4. s: 391.

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)