• Nombre de visites :
  • 1997
  • 12/9/2012
  • Date :

HZ. MÂSUME'NİN FAZİLETİ -2

hz. mâsumenin fazileti

2- Yukarıdaki senetle Hz. Mâsume, Hz. Fatıma Zehra'dan şu rivayeti nakleder: Allah Resulü'nün (s.a.v) şöyle buyurduğunu duydum: Miraca gittiğimde cennete girdim. İçinde beyaz benekli yakuttan örülmüş bir saray vardı. Kapısı, inci ve yakutla bezenmiş, üzerine de bir perde asılmıştı. Başımı kaldırdım ve kapıya baktım. Üzerinde şöyle yazıyordu: ‘Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed (s.a.v) Allah’ın elçisidir, Ali insanların velisidir.’ Perdede de bir yazı vardı. Orada da şöyle yazılıydı: ‘Ne mutlu Ali Şiasına! Onun gibisi var mı?’

Saraya girdim. İçerisi, kızıl benekli akiklerle döşenmişti. yeşil yakutla süslenmiş gümüş bir kapısı ve kapının üzerinde bir perde vardı. Başımı kaldırdığımda kapıda şöyle yazdığını gördüm: Muhammed Allah'ın elçisi, Al,i Mustafa'nın vasisidir.

Perdede de şöyle yazılıydı: Ali Şiîlerine asilzade olduklarını müjdele!

Sarayın ortasına kadar ilerlediğimde yeşil benekli zümrütten örülmüş başka bir saray daha gördüm. Öyle ki, ondan daha güzel bir saray hiç görmemiştim. İncilerle süslenmiş kızıl yakuttan bir kapısı vardı. Üzerinde de bir perde vardı. Başımı kaldırdığımda perdede şöyle yazılı olduğunu gördüm: "Ali'nin Şiası, asıl kurtuluşa erenlerdir."

Cebrail'e 'Ey dost, bu kimin sarayı?' diye sordum. ‘Bu saray, amcazâden ve vasisin Ali b. Ebu Talib'indir. Ali Şiası dışında tüm insanlar, kıyamette yalın ayak ve çıplak bir hâlde gelirler. O gün insanlar annelerinin adıyla çağrılırlar. Ama Ali Şiîleri, babalarının adlarıyla çağrılırlar' dedi.

Ey dost, bu sözün anlamı nedir, diye sordum. Bunun üzerine şöyle dedi: Şiîler, Ali'yi sevdiklerinden asil ve soylu olarak doğarlar.[1]

3- Hz. Mâsume birkaç vasıtayla Hz. Peygamber'in (s.a.a) halası Safiye'den şöyle nakleder: “İmam Hüseyin (a.s) dünyaya geldiğinde Hz. Peygamber (s.a.a) bana, "Ey halacığım, çocuğumu bana getir" dedi. Henüz onu yıkayıp temizlemediğimi söyleyince, ‘Sen mi onu temizleyeceksin!? Şüphesiz, yüce Allah onu pak ve temiz kılmıştır’ buyurdu.”‌[2]

4- Hz. Mâsume, Sâve'de hastalandığında “Beni Kum'a götürün. Çünkü babamdan işittim; 'Kum, bizim Şiîlerimizin merkezidir' buyurdular.[3]

5. Hicrî 1306 yılında Mısır'da basılan el-Lulu's-Semine Fi’l-Âsari'l-Mûninatü’l-Merviyye kitabında şöyle rivayet edilir:

Musa b. Cafer’in kızı Fatıma (Mâsume), Cafer b. Muhammed es-Sadık’ın kızı Fatıma'dan, o da Muhammed b. Ali el-Bâkır’ın kızı Fatıma’dan, o da Ali b. Hüseyin es-Seccad’ın kızı Fatıma'dan, o da Ebu Abdullah el-Hüse-yin’in kızı Fatıma’dan, o da Emirül Müminin'in (İmam Ali) kızı Zeyneb'den, o da Allah Resulü'nün (s.a.a) kızı ve annesi Fatıma Zehra'dan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Bilesiniz ki, kim Muhammed Ehl-i Beyt’inin sevgisi üzere ölürse şehit olarak dünyadan göçmüştür."[4]

Üstte nakledilen beş rivayetten anlaşılan şudur ki; Hz. Mâsume, mesajlarıyla Şianın haklılığını tebliğ etmiş, Ali (a.s) Şiasına olan sevgisini açıkça beyan etmiş ve Şianın kutsal ideallerini korumaları için mükafatlarını açıklayarak onları inançlarında sağlamlaştırmıştır.

Mesaj İçerikli Lakapları

Hz. Mâsume hakkında iki çeşit ziyaretnâme nakledilmiştir. Birincisi Allame Meclisî'nin İmam Rıza’dan (a.s) naklettiği meşhur ziyaretnâmedir.[5]

Diğeri ise Şeyh Muhammed Ali b. Hüseyin Katuziyan’ın Envarü’Muşaşain[6] adlı eserinin 1. cildinde naklettiği ziyaretnâmedir. Bu ziyaretnâmenin bir bölümünde Hz. Mâsume'ye hitaben şöyle deriz:

“Selam olsun sana ey Tâhire (pakize), ey Hamîde (övülen), ey Berra (iyi huylu), ey Reşîde (kemale eren), ey Takiyye (takvalı), ey Nakiyye (temiz/ seçkin), ey Raziyye (liyakat sahibi) ve ey Merziyye (beğenilen)…[7]

Bu bölümde, Hz. Mâsume'nin her biri bir mesaj içeren lakaplarından sekizine değinilmiştir. Bunlar onun parlak hayatının sahip olduğu yüce değerleri anlatmaktadır. Zira onun bütün hayatı, amelleri, sözleri, düşünceleri; sadakat, temizlik, liyakat, irfan ile Allah’ın, Peygamberinin ve İmamların rızasını kazanmak üzere kurulmuştur.

Hz. Mâsume'nin Şefaati

Daha önce, İmam Cafer Sadık’tan, Hz. Mâsume'nin doğumu ve Kum şehrinde vefat edeceğine dair nakledilen rivayetin devamında şöyle gelmiştir:

"Adı, Musa (a.s) kızı Fatıma’dır. Onun şefaatiyle tüm Şiîlerimiz cennete girecektir."[8]

Bu rivayet, Hz. Mâsume'nin şefaatinin tüm Şiîleri kapsayacağını söylemektedir. Bu ise, o hatunun ne kadar büyük azamete sahip olduğunu göstermektedir.

İsfahan'ın Devletâbad kasabasının büyük alimlerinden Ayetullah Muhammed Nasirî Devletâbadî, babası Merhum Ayetullah Muhammed Bâkır Nasirî'den (ö. 1407 H.) şöyle nakleder:

Hicrî 1295 yılında Kum civarında kuraklık ve kıtlık oldu. Bu durum halkı bezdirdi. Sonunda içlerinden 40 dindar kişi seçerek Kum'a gönderdiler. Bunlar Hz. Mâsume'nin haremine giderek Allah'tan yağmur göndermesi için ona tevessül ettiler. Üçüncü gün onlardan biri, Merhum Ayetullah Uzma Mirza Kummî'yi (ö.1231 H.)[225] rüyasında görür. Ayetullah Mirza ona “Siz neden burada bekliyorsunuz?”‌ diye sorar. O da “Bir süredir bölgemize yağmur yağmıyor. O yüzden buraya sığındık ve Hz. Mâsume’ye tevessül ettik”‌ der.

Bunun üzerine Mirza Kummî şöyle der: Sadece bunun için mi burada toplandınız!? Bu önemli bir şey değil. Bu kadarı bizim de elimizden gelir. Bu gibi işlerde bize başvurun. Ama eğer tüm dünyanın şefaatini istiyorsanız, ancak o zaman kıyamet gününün şefaatçisi olan bu hâtuna (Hz. Mâsume'ye) tevessül edin.”‌


[1]- Bihar, c.68, s.76, 77.

[2]- Emalî, s.82 (Dr. Muhammed Hâdi Eminî’nin Fatıma Bint-i İmam el-Kâzım adlı eserinden naklen, s.61)

[3]- Sakkâzâde’nin, Derya-i Suhan kitabından naklen.

[4]- el-Lu’luu's-Semine, s.217; Gencine-i Danişmendan, c.1, s.16-17; Âsaru’l-Hüccet, c.1, s.8.

[5]- Aynı kaynak.

[6]- Bu kitap, Hicrî 1325'te telif edilmiştir.

[7]- Envaru'l-Muşa'şaîn, c.1, s.211.

[8]- el-Bihar, c.60, s.228.

[9]- Bu değerli alimin mezar-ı şerifi de Kum'da, Şeyhân Kabristanı'ndadır.

HZ. MÂSUME'NİN FAZİLETİ -1

Hz. Mâsumeyi Ziyaret Etmenin Sevabı

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)