• Nombre de visites :
  • 1584
  • 16/1/2014
  • Date :

Allah'ın her şeyin mutlak maliki ve sahibidir

allahın her şeyin mutlak maliki ve sahibidir

"Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" [2]

Hak edene nimeti vermek ve lâyık olana mutluluğu ulaştırmak demek olan rahmet, O'nun fiilî sıfatlarından olduğuna göre, bu sıfatın yüce Allah'ın yazma eylemine konu olması doğrudur. Bunun anlamı şudur: O, lâyık olanlara rahmet etmeyi, nimetler bahşetmeyi, hayırlar indirmeyi kendisine farz ve gerekli kılmıştır.

Bunun gibi, eylemin yazmaya veya benzeri bir fiile konu olmasının bir örneğini de şu ayette görebiliriz: "Allah, elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazdı." (Mücâdele, 21) Veya şu ayette: "Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, (sabit bir) gerçektir." (Zâriyât, 23) Fakat yüce Allah'ın hayat, ilim ve kudret gibi zatî sıfatlarını yazma ve benzeri bir fiilin konusu yapmak doğru olmaz. Sözgelimi: "O, hayatı, ilmi ve kudreti kendi üstüne yazdı." denilemez.

Daha önce de söylendiği gibi, yüce Allah'ın rahmeti kendi üzerine yazması, gerekli kılması, insanlara yönelik nimetini tamamlamasını gerektirmektedir. Bu da, söz ve eylemlerinin eksiksiz karşılığını vermek üzere onları kıyamet gününde bir araya toplamakla mümkün olabilir. Ki bunun sonucunda müminler büyük kurtuluşa erişmenin sevincini yaşasınlar, diğerleri de büyük hüsrana uğramanın derin hüznünü tatsınlar.

Kanıtın bir sonucu gibi, aşağıdaki değerlendirme cümlesine yer verilmesi de bunu vurgulamaya dönüktür: "Sizi, elbette varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır." Bu ifadeyle, yukarıda sunulan kanıt, en etkili söylemlerden biriyle pekiştiriliyor. Bu amaçla, ifadenin orijinalinde, yemin edatı olarak "lâm" ve "tekit nunu"nun yanı sıra, "şüphe olmayan" ifadesi kullanılmıştır.

Ardından o günde müminlerin kârlı çıkacaklarına, buna karşın diğer insanların ziyana uğrayacaklarına işaret ediliyor: "Kendilerini ziyan edenler, işte onlar inanmazlar."

Tefsirini sunduğumuz bu ayette, kıyamet gününe ilişkin olarak ortaya konulan kanıt, aşağıdaki ayetlerde bu konuyla ilgili olarak ortaya konulan iki kanıttan ayrıdır: "Göğü, yeri ve o ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık; bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten vay hâllerine o nankörlerin. Yoksa biz, inanıp iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi kılacağız? Yoksa korunanları yoldan çıkanlar gibi mi kılacağız?" (Sâd, 27-28) 

Bu iki ayette, ahiretle ilgili kanıt, yüce Allah'ın fiilinin boşuna olmayacağı, tam tersine her fiilinin bir amacının olduğu esasına dayandırılıyor. Öbür yandan müminle kâfiri, muttakiyle günahkârı bir tutmanın, yüce Allah'a yakışmayan bir zulüm olacağı vurgulanıyor. Oysa bunlar, dünya hayatında kesin olarak birbirlerinden ayrılmazlar. Bu bakımdan bunların mutluluk ve mutsuzluk bağlamında kesin olarak birbirlerinden ayrılacakları başka bir hayatın olması kaçınılmazdır. Bu ise, tefsirini sunduğumuz ayette rahmet yöntemini kullanarak hedefe varmayı esas alan kanıtlama yönteminden farklı bir yöntem görünümündedir.

Çeviri:Ürün Özedönüş


"Göklerde ve yerde olanlar kimindir?"

Sorularla Kadir Suresi’nin Tefsiri 1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)