• Nombre de visites :
  • 1006
  • 9/3/2013
  • Date :

Kur’an insanı korur(2.Bölüm)

kur’an insanı korur

Ayetullah Mehdi Nerakî, bu olayın devamını şöyle anlatır:

Kefenin baş kısmını açmak, mevtanın yüzünü yere koymak ve daha sonra da mezarın üstünü kapatmek üzere kabre inmiştim. Birden kabrin içinde bir kapının olduğunu gördüm. Kapıdan içeri girdim. Yemyeşil ve çok çeşitli meyve ağaçlarıyla dolu büyük bir bahçeye girmiştim. Bahçenin giriş kapısından karşıdaki görkemli saraya doğru uzanan bir yol vardı ve bu yol, mücevher taşlarla döşenmişti. Elimde olmaksızın saraya doğru ilerledim. Saray da mücevherden yapılmıştı. Merdivenleri çıkıp büyük bir odaya girdim. Odanın en baş köşesinde biri oturmuştu ve etrafında da birileri vardı. Selam edip oturdum. Selama cevap verdiler. Etrafta oturanlar, sürekli olarak başta oturana, tanıdıklarının ve yakınlarının hal ve durumlarını soruyorlardı; o da soruları cevaplıyordu. Cevap veren şahıs sevinçli ve mutluydu. Bir süre geçti ve ansızın bir yılan çıkageldi ve direkt olarak başta oturana doğru ilerleyip onu soktu ve odadan çıktı. Adam acıdan kıvrandı, yüzünün rengi değişti ve bir müddet sonra yavaş yavaş eski haline döndü. Tekrar birbirleriyle sohbete başladılar; yine birilerini ve dünya hayatından bir şeyler soruyorlardı. Yine aynı yılan odaya girdi ve tekrar adamı soktu. Adam da bir önceki seferde olduğu gibi acıyla kıvranmaya başladı ve yavaş yavaş eski haline döndü.

Ben burada söze başladım: Siz kimsiniz, bura neresidir, bu saray kime ait, bu gelen yılan nedir ve niye sizi soktu?

Adam cevap verdi: Ben, senin kabre koyduğun ölüyüm; burası da, yüce Allah’ın bana bahşettiği berzah alemindeki cennet bağıdır. Kabrimdeki kapı bu aleme açılır ve bu saray benimdir. Bu gördüğün ağaçlar ve mecevherler benim berzah alemindeki cennetimdir ve bu odada gördüğün kimseler de benden önce ölmüş akrabalarımdır. Şimdi benim ziyaretime gelmişlerdir ve dünyadaki yakınlarının hallerini soruyorlar ve ben de bilgi veriyorum.

Dedim: Neden o yılan gelip de seni sokar?

Cevap verdi: Ben imanlı biriyim; namaz, oruç, humus ve zekat ehliyim; beni bu akibete düşürecek ne yaptım, bir türlü hatırlamıyorum. Bu özelliklere sahip bu bahçe de, salih amellerimin berzah alemi ürünüdür.

Dünya hayatında bir yaz günü sokakta yürüyordum, bir dükkancıyla müşterisinin tartıştığını gördüm. Aralarını bulmak ve uzlaştırmak için yaklaştım.

Dükkancı şöyle diyordu: Sen bana altı şahlık borçlusun.

Müşteri de bunu kabul etmiyor ve beş şahlık borcu olduğunu söylüyordu.

Dükkancı ve müşteriye, “Sen yarım şahlıktan feragat et, müşteri de yarım şahlık fazla versin ve böylece beş buçuk şahlık üzere uzlaşın!”‌ dedim.

Dükkancı sustu ve bir şey demedi. Gerçekte ise dükkancı haklıymış ve ben bu yargımla, razı olmadığı halde dükkancının yarım şahlık hakkını zayi etmiş oldum.

Bu davranışıma ceza olarak yüce Allah, bu yılanı görevlendirmiştir; her bir saatte bir gelir ve beni sokar. Sûra üfleninceye ve bütün yaratıklar Allah’ın huzuruna hesap için çıkıncaya kadar bu böyle sürüp gidecektir. O ise gün Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i beytinin (a.s) şefaati bereketiyle kurtulmayı ümit ediyorum.

Bunu duyunca kalktım ve şöyle dedim: Ben gitmeliyim, ailem evde beni bekliyor ve onlar için iftarlık götürmeliyim.

Başta oturan adam ayağa kalktı ve beni kapıya kadar uğurladı. Kapıdan çıkmak istediğimde bana küçük bir torba pirinç verdi ve şöyle dedi: Bu iyi pirinçtir; bunu ailene götür.

Pirinci alıp teşekkür ettim ve bahçeye girdiğim kapıdan dışarı çıktım. Bir de gördüm ki aynı kabrin içindeyim; ölü de yerde yatmaktadır ve kapı da yoktur.


Kur’an insanı korur(1.Bölüm)

Kuran neden Arapça olarak indirilmiştir?

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)